Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki araç ticareti, 2025 yılında 37 milyar euroya ulaşarak rekor seviyeye ulaştı. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’nin (ACEA) verilerine göre, karşılıklı yeni araç ticareti hacminde yaşanan bu artış, hem ihracat hem de ithalat tarafında kayda değer bir büyümeye işaret ediyor. Söz konusu rakam, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki küresel konumunu güçlendirirken, AB pazarıyla olan entegrasyonunu da ortaya koyuyor.
Bu ticaret hacminin yarısı, yani yaklaşık 18,8 milyar euro, AB’den Türkiye’ye yapılan ihracattan kaynaklandı. 2024 yılına kıyasla yüzde 24,8’lik bir artış gösteren bu değer, Türkiye’nin AB’nin üçüncü en büyük yeni araç pazarı olduğunu da doğruluyor. AB’nin toplam ihracat pazarındaki payı ise yüzde 11,1’e yükseldi. Karşılıklı ticaretin diğer yarısını oluşturan 18,2 milyar euroluk kısım ise Türkiye’den AB ülkelerine yapılan ihracattan geldi. Bu ihracatta da yıllık bazda yüzde 18,5’lik bir artış kaydedildi.
Elektrikli araçlar, AB’den Türkiye’ye yapılan otomobil ihracatında giderek daha önemli bir rol oynuyor. 2025 yılında AB’de üretilen 713 bin 476 otomobilin 124 bin 55’i elektrikli modellerden oluşurken, bu araçların toplam değeri 3,7 milyar euroya ulaştı. Elektrikli otomobillerin AB üretimi otomobil ihracatındaki payı yüzde 17,4 olarak gerçekleşti. Türkiye’nin elektrikli araç üretimi ise henüz başlangıç aşamasında olup, AB’ye ihraç edilen 566 bin 888 otomobilin sadece 7 bin 517’si elektrikliydi ve bu araçların toplam değeri 176 milyon euro olarak hesaplandı.
Ticari araçlar ve otobüsler de Türkiye-AB ticaretinde önemli bir yer tutuyor. AB’den Türkiye’ye yapılan 98 bin 481 ticari araç ve otobüsün toplam değeri 3,2 milyar euro olurken, Türkiye’nin AB’ye ihraç ettiği 230 bin 833 ticari araç ve otobüsün değeri ise 8,2 milyar euro olarak kaydedildi. Bu durum, Türkiye’nin lojistik ve ulaşım sektöründeki üretim kapasitesinin de AB pazarında ne kadar değerli olduğunu gösteriyor.
Türkiye’nin otomotiv sektöründeki bu büyüme, yerli üretimin yanı sıra ithalata olan bağımlılığını da azaltma potansiyeline sahip. AB’den yapılan ithalatın yanı sıra, Türkiye’nin AB pazarına yaptığı ihracatın artması, ülkenin küresel tedarik zincirindeki konumunu güçlendiriyor. Bu durum, hem yerli üreticiler hem de tüketiciler için fiyat istikrarı ve çeşitlilik açısından olumlu etkiler yaratabilir.
Sektördeki bu gelişmeler, Türkiye’nin otomotiv ihracatında elektrikli araçlara geçiş sürecini hızlandırması gerektiğini de ortaya koyuyor. Elektrikli araç üretimindeki düşük pay, Türkiye’nin bu alanda rekabet gücünü artırması için yeni yatırımlara ve teknolojik gelişmelere ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Aynı zamanda, AB’nin elektrikli araçlara yönelik talebinin artması, Türkiye’nin bu alanda avantaj elde etmesi için önemli bir fırsat sunuyor.
Bu ticaret hacminin büyümesi, Türkiye ekonomisi için de olumlu sinyaller veriyor. Otomotiv sektörü, ihracat gelirleri ve istihdam açısından ülke ekonomisine önemli katkılar sağlıyor. AB ile olan ticaretin artması, Türkiye’nin küresel pazarda daha fazla söz sahibi olmasına da yardımcı oluyor. Bu durum, hem yerli üreticilerin hem de tüketicilerin uzun vadede fayda sağlayacağı bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Etiket: Değer - AB’den Türkiye’ye ihracat: 18,8 milyar euro - Türkiye’den AB’ye ihracat: 18,2 milyar euro - Elektrikli araç payı (AB’den Türkiye’ye): %17,4 - Ticari araç ihracatı (Türkiye’den AB’ye): 8,2 milyar euro
Bu gelişmeler ışığında, Türkiye’nin otomotiv sektöründeki konumunu daha da güçlendirmesi için hem yerli üretim kapasitesinin artırılması hem de elektrikli araçlara yönelik yatırımların hızlandırılması gerekiyor. AB pazarıyla olan ticaretin artması, Türkiye’nin küresel otomotiv endüstrisinde daha rekabetçi bir oyuncu haline gelmesine katkı sağlayabilir. Unutulmamalıdır ki, bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Güncel kuru hesaplamak için dönüştürücü aracımızı kullanabilirsiniz.