Nükleer santral, elektrik üretmek amacıyla atom çekirdeğinin parçalanmasıyla ortaya çıkan ısı enerjisini kullanarak çalışan büyük ölçekli enerji tesisidir. Ülkemizin 2050 yılına kadar 20 bin megavatlık nükleer santral gücüne ulaşma hedefi kapsamında, Sinop ve Trakya bölgelerinde yeni tesislerin inşa edilmesi planlanıyor.
Bu projelerin hayata geçirilmesi için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yabancı yatırımcılarla müzakereleri hızlandırmayı amaçlıyor. Çinli SPIC ve Güney Koreli KEPCO gibi firmalarla yapılan görüşmelerde, vergi avantajları ve finansal desteklerin önemli bir rol oynadığı görülüyor. Bakanlık, bu süreci desteklemek amacıyla geniş kapsamlı bir yasal düzenleme üzerinde çalıştı ve bazı maddeleri öne çekerek Meclis’e taşıdı.
Yeni düzenlemeyle birlikte, nükleer santral yatırımlarına yönelik KDV iadesi 31 Aralık 2045 tarihine kadar uzatıldı. Makine ve teçhizat teslimleri KDV’den istisna tutulurken, kurumlar vergisinde örtülü sermaye sınırı yüzde 50’den yüzde 25’e düşürüldü. Bu değişiklikler, yatırımcıların mali yükünü azaltmayı ve projelerin öngörülebilirliğini artırmayı hedefliyor.
Ayrıca, damga vergisi ve harçlar gibi diğer mali yükümlülüklerde de muafiyetler sağlanıyor. Bu düzenlemeler, yatırımcıların uzun vadeli projelerde karşılaşabileceği belirsizlikleri gidermeyi amaçlıyor. Akkuyu Nükleer AŞ’nin de bu desteklerden faydalanabileceği belirtiliyor.
Yatırımcıların Türkiye’ye yapacağı yatırımlarda öngörülebilirliğin önemine dikkat çeken yetkililer, bu yasal değişikliklerin sadece nükleer santrallar için değil, diğer büyük ölçekli enerji projeleri için de model oluşturabileceğini vurguluyor. Bu sayede, hem yerli hem de yabancı sermayenin ülke ekonomisine katkı sağlaması hedefleniyor.
Nükleer santral projelerinin hayata geçirilmesi, enerji arz güvenliğinin yanı sıra teknoloji transferi ve istihdam olanakları da sunacak. Özellikle Sinop ve Trakya bölgelerinde yerel ekonomiye önemli katkılar sağlanması bekleniyor.